Bu Blogda Ara

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Ofsayt Osman

Bazen cennet ile cehennem arasında kendimi sıkışmış gibi hissederim. Bildiğiniz tam anlamıyla Araf’tayımdır böylesi anlarda. Hareket etmek isterim ama sıkışmış, kıpırdayamaz durumdayımdır. Haykırmak, bağırmak, yardım dilemek isterim ama ne sesim çıkar, ne de çıkmayan sesimi bir duyan. Kurtulmak, silkinmek, yeniden başlamak isterim ama çoğu kere nafile bir çabadan öteye geçmez bu isteğim. Gün doğsun ve hayatım aydınlansın isterim ama her yer bana...

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Ortaya çıkan duygular malesef sevinç ve hüzün yerine yalnızca nefret ve öfke oldu..

Bir önceki yazımdaki temennilerim maalesef gerçekleşmedi. Maç bitiminde ortaya çıkan duygular yalnızca sevinç ve hüzün olsun demiştim ama her yere yayılan nefret ve öfke oldu. Hakemin bitiş düdüğü ile ortaya çıkan tek kelime ile bir felaketti. Ortada ne futbol kaldı, ne ebedi dostluk,  ne ezeli rekabet, ne centilmenlik ne de fair-play. Maç sonrasında ki yaşananların ne sporla ne de medeniyetle bir alakası vardı. Birkaç kendini bilmezin başlattığı...

24 Mayıs 2012 Perşembe

Ortaya çıkan duygular yalnızca sevinç ve hüzün olsun ama asla nefret ve öfke değil...

Bugün 7 Mayıs 2012 Pazartesi. Yaklaşık 1 hafta sonra bu seneki şampiyon belli olacak. Halen devam eden bir yazı dizisi olduğundan sizler bu yazıyı şampiyonluk düğümü çözüldükten sonra okuyacaksınız. Yayıncı kuruluşun tam da isteyebileceği üzere düğüm son haftaya kadar taşındı. Tabii bunun şans olduğunu ya da bu kadar güzel denk düşebileceğini yerseniz. Dün takip edebileceğiniz üzere Galatasaray berabere kaldı ve Fenerbahçe’de çok zor bir deplasmandan...

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Şarkılar seni söyler ...

Bazı şarkılar vardır insanı alır da götürür. Coşku ile mutluluk ile huzur ile dopdolu kılar. Ne sözlerini anlarsınız çoğu zaman ne de ne için kim için söylendiğini bilirsiniz ama bir anda sizin şarkınız olur çıkar. Çoğu kere insanı çok eskilere, eski güzel günlere, yıllar geçse bile unutulmayacak günlere götürür. Hani içinize bir anda hoş bir ürperti, bir heyecan dolar ya sanki tekrar o günleri yaşayacağınızı sanarak ve asla o günleri tekrar...

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Ne umduk, ne bulduk

Aslında İzmir yolculuğumuzla ilgili olarak anlatacak çok fazla şey var ama ben beni oldukça etkileyen bir kaç tanesiyle yetineceğim. Öncelikle fikri-takip açısından İzmir Ege Park’ta bulunan Friends & Burger’a bir ziyarette daha bulunduk. Hatırlayacağınız üzere bundan önceki bir yazımda burası ile ilgili oldukça olumlu satırlar kaleme almıştım. Bir önceki ziyaretimizde hatırlayacağınız üzere niyetimiz hemen yanındaki İstanbul’dan bildiğimiz...

8 Mayıs 2012 Salı

Yeniden, içten, sıcak bir merhaba!

Benim hayatımın oldukça basit bir döngüsü vardır. Sabah saat 6:00-6:30 gibi oğlumun Babaaaaa diye seslenmesiyle başlar. Geceleri seslenmesinden farklı olarak artık tekrar uyumayıp kalkacaktır. Sizin kaçta yattığınızın, yorgun olup olmadığınızın ve geceleri seslendi diye kaç kere kalkıp yanına gitmiş olduğunuzun oğlum için önemi yoktur. Güneş doğmuştur ve artık kalkılmalıdır. İstisna olmaz, olmaz, olması düşünülemez bile. Bakıcı ablasının...

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Hoşçakal! İstanbul’a düşünsel anlamda bir veda...

“Eğer dünya tek bir devletten ibaret olsaydı, başkenti İstanbul olurdu.” Bir şehir için söylenebilecek ne kadar güzel bir söz değil mi? 200 kusur sene önce söylenmiş ve üstelik söyleyen de bir Osmanlı değil, bir Fransız. Hem de tüm dünyada tanınan, nam salmış, meşhur bir fransız. Napoleon Bonaparte bu sözü ya deli gibi aşık olduğu ve ayrıldığı fakir fransız çiftçisinin kızı olan Joséphine de Beauharnais’nin ardından devirdiği şişe şişe şarapların...