Bu Blogda Ara

26 Kasım 2010 Cuma

Alain de Botton & Proust ikilisi ile Yaşama Sanatı – Bilgeliğe giden yol

 Alain de Botton’un Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir? adlı kitabını okumaya devam ediyorum ve itiraf etmem gerekir ki büyük keyif alıyorum. Sizlerle kitapta yine ilgimi çeken başka bir noktayı paylaşmak istiyorum. Proust’a göre bir sorunla karşılaşıncaya, bir olay umduğumuzdan farklı gelişinceye kadar, hiçbir şeyi doğru düzgün öğrenmiş sayılmıyoruz. “ ...Yalnızca hastalık bile, hasta olmadığımız zaman asla farkına varamayacağımız süreçlerin...

24 Kasım 2010 Çarşamba

Kiminle tanışıp sohbet etmek isterdiniz?

Valentin Louis Georges Eugène Marcel Proust . Fransız romancı, deneme yazarı ve eleştirmen. En tanınmış eseri 1913-1927 yılları arasında yayınlanmış, 20. yüzyılın en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilen 7 ciltlik À la recherche du temps perdu (Kayıp Zamanın İzinde). Eserinde aristokrasinin çöküşü ve orta sınıfın yükselişi dönemine denk gelen Üçüncü Cumhuriyetçiler yönetimi altında gerçekleşen büyük toplumsal değişimleri konu alır. Kurgunun...

21 Kasım 2010 Pazar

Küçük miniminnacık ufacık küçücük balığın hikayesi...

Bir önceki yazımda da belirttiğim üzere üç kişilik koltukta kısa bir süre zaman geçirdikten sonra kalktım, hızla giyinip, oğlum ve bisikleti ile beraber dışarı çıktık. Biraz eğlendikten ve bolca güldükten sonra eşimde aramıza katıldı ve boğaza indik. Kuzenlerle kahvaltı programımız vardı. Biz genelde Emirgan Mehtap'ı tercih ederiz ama bu sefer kuzenin özel isteği üzerine Şütiş'e gittik. Bundan sonraki tercihim gerek servisi ve gerekse daha az kalabalık...

19 Kasım 2010 Cuma

Siz hiç sabahın 3:00'ünde Caillou seyrettiniz mi?

Bir önceki sabah şehir dışında bir işim olduğu için sabah saat 5:30 gibi kalkmak zorunda kaldım. Acınası bir durum olması bakımından aslında anlatmıyorum zira uykusuz olma hali benim için oldukça normal bir durum. Kabullendiğim, çok sorgulamadığım ve iyi olduğuna inandığım bir durum. Siz hiç sabahın (ya da gecenin belki demek daha doğru olur) 3:00'ünde Caillou seyrettiniz mi? Ben seyrettim. Üstelik yasak olduğunu bile bile. Üstelik yakalanma riskini...

16 Kasım 2010 Salı

Hayallerimiz tadında bir bayram

Geçen akşam Ye Dua Et Sev adlı bir film seyrettik. Bizim pek öyle film seyretmeye lüksümüz olmaz ama oğlumuz tüm gün uyumadığından erken yatmaya karar vermiş bizde bundan yararlanmaya. Film Elizabeth Gilbert’ın anı kitabı “Eat Pray Love/Ye Dua Et Sev” den uyarlanmış bir filmdi. Kitap 2006 yılında, yayımlanır yayımlanmaz büyük ses getirmiş ve tam 40 dile çevrilmiş, 10 milyondan fazla satmış. Başrolünde ise kitabın da en büyük hayranlarından Julia...

12 Kasım 2010 Cuma

Gerçek şarapta, sağlık suda ...

8000 yıl! Günümüze kadar ulaşabilselerdi, ilk şarapların yaşı bu olacakmış. İşte böylesine eski , böylesine kadim bir dostluğu var insan ile şarabın. Tarihi dile kolay 8000 yıl öncesine dayanan şarap, insanların sevinçlerine, hüzünlerine, sofralarına karışıp günümüze kadar gelmiş, kendisine apayrı bir kültür yaratmış. O kadar ki şarap adeta bir tutkuya dönüşmüş özel günlerimizde, sevdiklerimizle paylaşacağımız yemeklerde, sanatın tüm dallarında,...

11 Kasım 2010 Perşembe

Bundan iyisi Şam’da kayısı ...

Benim Galatasaray’ın Sabri’lere değil, Metin Oktay’lara ihtiyacı var yazımdan iki gün sonra spor gazetelerinde Galatasaray yönetiminin, Arda Turan'dan sonra Sabri Sarıoğlu ile de sözleşmesini uzatma kararı aldığı haberleri çıktı. 2012 yılına kadar sözleşmesi bulunan hazret ile sarı-kırmızılı yönetimin önümüzdeki günlerde masaya oturması, sözleşmesini 2014 yılına kadar uzatması bekleniyormuş. Bu haber ile nasıl yıkıldığımı anlatamam. Kişisel fikrim iyi futbolcu bile olsa kendisinin bize yakışmadığı yönünde. Renkleri çok seviyor olabilir ve belki...

10 Kasım 2010 Çarşamba

Ben kendi kaderimin efendisi ve kendi ruhumun kaptanıyım ...

  Bu sayfalarda kendimi tanımlarken bana göre çok önemli bir cümle yazmıştım; Mutlu, şanslı, ve sahip olduklarımın tadını çıkaran bir adamım.  Hayatta tutunduğum belki de en önemli dallardan bir tanesi sahip olduklarımın değerini bilmek ve elimdekilerle mutlu olmaya çalışmak olmuştur. Peki bunu her zaman gerçekleştirebiliyor muyum, belki hayır ama en azından deniyorum. Bunun dışında başka denemelerim de var. Mesela gururumu bırakmayı deniyorum son zamanlarda. Sabır verilmez hak edilir derler. Ben sabırlı olmayı da öğrenmeye çalışıyorum...

5 Kasım 2010 Cuma

Galatasaray'ın Sabri’lere değil Metin Oktay’lara ihtiyacı var ...

Ben Galatasaray klubünün kurulduğu liseden mezun koyu ama fanatik olmayan bir Galatasaray taraftarıyım. Fenerbahçeli ve Beşiktaşlı dostlarla, yenilgilerin ve zaferlerin şakalarını yapan dahası bu şakaların keyfini sürebilen bir insanım. Büyük takımlar ancak birbirleri olduğu sürece büyüktürler. Ezeli rekabet ama ebedi dostluk kavramı bir günde oluşmamıştır, yıllar içinde, karşılıklı başarı ve zaferlerle oluşmuş bir motta’dır. Galatasaray büyük bir...

1 Kasım 2010 Pazartesi

Beni tanımayanlar için

Kendi kendimi takdimimdir ... 1.bölüm – Eşime ...İlk Sarılma: Fazladan basılan bir tuş sayesinde önce ayaklarım yerden kesildi ve her yer kayboldu, sonra her yer sen oldu. Fazladan basılan bir tuştan sonra göz göze geldiğimiz anların sonsuza kadar sürmesini diledim çünkü seninle olmak deniz kenarında bir verandada arya dinlerken yemek yemek, alabildiğince uzanan kumsalda gün batımında dans etmek, yeni doğmuş bebeği eline almak gibi insana huzur vermeye başlamıştı. O kadar numara içersinde fazladan basılan bir 2 ile kaderleriniz kesişti ve yüzlerce...

Medyamız

26 Ekim 2010 tarihinde Istanbul Kongre Merkezi’nde, Yeni Medya Düzeni isimli bir konferans gerçekleştirildi. Ben katılmadım ama eşim katıldı. Bu sayede konferans hakkında oldukça ayrıntılı bilgi edinebilme imkanı bulabildim. Genel olarak dijital medyadaki gelişmeler, ileriye yönelik beklentiler, dijital medyanın gelecekte üstleneceği rol ve görevler, teknoloji ve pazarlama perspektiflerinden ele alındı. Eşimden ve konuyla ilgili twiter’dan okuduklarıma göre ilk bölüm son derece sönük geçmiş. Buna karşılık ikinci bölüm oldukça yaratıcı, ilham verici...