Bu Blogda Ara

25 Aralık 2010 Cumartesi

Yeni güneş ile gelen yeni bir şans ...

Daha düne kadar yaş 35 yolun yarısı yalnızca şarkılarda söylenen bir cümle iken bugün bakıyorum da o eşiği geçeli bile kaç sene olmuş. Eskiden yeni bir yılın başlaması bana heyecan ve mutluluk verirken şimdi neden bilmem hüzünlendirmeye başladı. Çok yakın geçmişimin yeni yıl coşkuları, bende uyandırdıkları, sembolik değerleri bugün artık yalnızca kuru bir tarih tadında. Gözlerimi kapadığımda hala kendimi lisede hissediyorum. Belki de o yılların...

21 Aralık 2010 Salı

Önemli bu çok özel güne merhaba derken ...

Bugün bizim için çok özel ve önemli bir gün. Hazırlıklarına aylar öncesinden başladık diyebilirim. Öncelikle eşim ve ben zamanlama ve yer konusunda oldukça bir araştırma yapıp bayağı bir kişiyle görüştük. Yerinde incelemeler yapıp ortamı gördük, yetkililerle görüştük. Yazılı ve imzalı takip ettiğimiz bir kararname yoktu belki ama yapılan iş devlet işi titizliğinde ele alındı ve projelendirildi. Zaman ve yer konusunda mutabık kaldıktan sonra...

16 Aralık 2010 Perşembe

Bu bir veda yazısıdır ... Elveda Ali Sami Yen... Elveda “ Cehenneme hoşgeldiniz” ...

11 Aralık 2010 tarihinde Galatasaray, Ali Sami Yen Stadyumu’nda (ASYS) son lig maçına çıktı. Şampiyonluk şansını gerek kafamızda, gerek sahip olduğumuz bu yönetimle ve gerekse ruhsal olarak çoktan kaybetmiş olduğumuzdan sportif açıdan maç pek de umurumda değildi. Buna karşılık bu maçı özel kılan başka bir sebep vardı: Bu maç evimizde, mabedimizde, ASYS’de oynayacağımız son lig maçı olma özelliğini taşıyordu. Yapılacak organizasyonu, bu şanlı stadın...

14 Aralık 2010 Salı

Haydarpaşa Garı: Sen-ben kavgasından biz olabilme bilincine ...

"Ey İstanbul, sen mi büyüksün ben mi?'' diyecek olanlara son çağrı... Taşı toprağı altın diye bu karmaşa yumağına koşan yüz binlerin çoğunlukla ilk adımlarını attıkları 100 yıllık Haydarpaşa Garı yakında otel ve alışveriş merkezine dönüşüyormuş. Söylentiler gittikçe dillendirilmeye başlandı benden uyarması. Hatta ön özelleştirme çalışmaları başlamış bile. Türk filmlerinin olmazsa olmaz sahnesidir, trenden iniş, Haydarpaşa Garı ile tanışma,...

11 Aralık 2010 Cumartesi

Kıyamam...

Eğer çok az bir uyku ile geceyi geçirmişseniz paniklemeyin çünkü gecenin sabahı düşündüğünüz kadar korkunç olmuyor. İçilecek 2 bardak ılık su ve sonrasında sade koyu bir kahve ile pekala günü sorunsuz geçirebiliyorsunuz. Akşam yemek sonrası birazda psikolojik etkenlerden erkenden yatmak istersiniz ama belki gün boyu alınan kafeinlerden uykunuz hemen gelmeyebilir. Ne var canım bunda birazdan sabaha kadar mışıl mışıl uyurum dedikten bir kaç saat sonra...

8 Aralık 2010 Çarşamba

Hastalık küçük adamlara hiç yakışmıyor ...

Ne içe yönelik bitmeyen yolculuklar, ne şarapta saklı olan gerçek, ne Sabrili ya da Sabrisiz Galatasaray, ne Caillou ya da ufacık minnacık küçük balık, ne de medyamızın ne dünü ne bugüne ne de yarını ... Varsa ve yoksa yalnızca ve yalnızca yakışıklı bir tanecik oğlum. Allah her şeyden önce bizlere sağlık versin, gerisi inanın dostlar koca bir hiç. Dün akşam hazır eşimin anne ve babası bizlerle beraberken bir kaçamak yapıp, şarapta gerçeği bulmak yerine rakı ile hasret gidermek istedim. Başlangıçtaki hoş beş güzeldi de sonrasında...

1 Aralık 2010 Çarşamba

Ba'dan babaya, babadan babama geçen babişko olma yolundaki 2 macera dolu yıl ...

Geçen gün eşim benimle bir blog paylaştı: Blogcuanne  Sürekli beğenerek takip ettiği birkaç blogdan bir tanesi olan bu blogda yayınlanan son yazı, diğer yazılar gibi çok hoşuna gitmiş ama bu sefer benimle de paylaşmak istemiş. Yazıyı okudum. İki çocuk sahibi bir annenin hazırlayıp paylaşıma açtığı ve annelik temelinde yazılar olan oldukça başarılı bir blog. Eşimin bana gönderdiği son blog yazısı da çok güzeldi. Her şeyden önce içten...

26 Kasım 2010 Cuma

Alain de Botton & Proust ikilisi ile Yaşama Sanatı – Bilgeliğe giden yol

 Alain de Botton’un Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir? adlı kitabını okumaya devam ediyorum ve itiraf etmem gerekir ki büyük keyif alıyorum. Sizlerle kitapta yine ilgimi çeken başka bir noktayı paylaşmak istiyorum. Proust’a göre bir sorunla karşılaşıncaya, bir olay umduğumuzdan farklı gelişinceye kadar, hiçbir şeyi doğru düzgün öğrenmiş sayılmıyoruz. “ ...Yalnızca hastalık bile, hasta olmadığımız zaman asla farkına varamayacağımız süreçlerin...