Bu Blogda Ara

28 Nisan 2011 Perşembe

Hafta sonu üzerine sohbetler - 4 Cuma akşamı

Yaşadığım sendromun adına her ne kadar Cuma sendromu diyor olsam da yorgunluk seviyem ne ruhsal ne de fiziksel olarak hiçbir zaman bu günde en yüksek noktalara ulaşmaz.  Üstelik içimde geçmiş yaşamlardan kalan ve adeta hücrelerime işlenmiş, DNA’larıma kodlanmış olan bir mutluluk şarkısı bile hafta sonuna giriyor olmaktan ötürü kısık sesle bile olsa çalmaya başlar. Karışık duyguların yaşandığı bir andır işten çıkıp eve gitme anı. Trafik bile...

25 Nisan 2011 Pazartesi

Hafta sonu üzerine sohbetler-3 Evdeki huzur, mutluluk budur.

Konuya tekrar bir yerden ve direk olarak girmek gerekirse, yoğun ve yorucu bir çalışma haftasının ardından, herkes kendine göre bir hafta sonu programı çizer. Bazıları gideceği yerleri, izleyeceği filmleri seçer,bazıları ise buluşacağı arkadaşlarını düşünür durur. Sevgililer aranır, kıyafetler seçilir, rezervasyonlar yapılır, telefonlar edilir ve saatler kimileri için 17:00’yi, kimileri için 18:00’i gösterdiğinde o muhteşem hafta sonu başlar. En...

17 Nisan 2011 Pazar

Hafta sonu üzerine sohbetler-2 Seth Godin

Eşim hep uzun uzun yazdığımı ve okurken kendini,  yazdıklarımın içinde kaybettiğini söyler durur. Aslında kendisi sürekli konuşur ve sürekli yapmam gereken şeyleri bazen bir öğretmen tadında yarı azarlayarak, bazen bir yargıç gibi duygusuz ve bazen de bir anne gibi şefkat dolu bıkıp usanmadan söyler durur. Eşimle peki iletişim problemi mi yaşıyor muyuz?  Hayır, kesinlikle yaşamıyoruz. İşin aslı ben uzun bir süre önce onu dinlemeyi...

14 Nisan 2011 Perşembe

Hafta sonu üzerine sohbetler-1 Cuma Sendromu

Bir hafta sonu daha geride kaldı. Yoğun ve yorucu bir hafta sonu oldu. Oldukça yorgun, hatta bitkin ve kesinlikle çok uykusuzum. Ama çok şükür Pazartesini de yakaladım. İçimde hafif ve iç gıcıklayıcı bir huzur bile olduğunu söyleyebilirim.  Artık işe gidebileceğim. İnsanın işi gibisi yok. İşimi bu kadar çok sevebileceğim, daha doğrusu bir işe gidebiliyor olmayı bu kadar çok sevebileceğim aklıma bile gelmezdi. Benim için dinlenebileceğim,...

3 Nisan 2011 Pazar

İlk deneme, ilk hayal kırıklığı...

Bir süredir çok da düzenli yazmadığımı fark etmişsinizdir. Tabii ki kendi halimde yazmaya devam ediyorum ama yakın bir geçmişte olduğu üzere bir mühendis titizliği içerisinde, bir makine dişlisi gibi, neredeyse aynı zaman aralıklarıyla değil, belirsiz aralıklarla daha çok. Bazen birbirine çok yakın yazılar çıkarken, bazen uzun bir süreyi yazmadan geçirebiliyorum. Tüm negatif düşüncelerin ana kaynağının belirsizlik olduğu söylenir ama bu sıralar bunu...